Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

25 Ağustos 2016 Perşembe

SALON İKSV'DE YENİ SEZONDA KAÇIRILMAMASI GEREKEN 5 KONSER


Efendim, bir yaz mevsimini daha geride bırakmak üzereyiz..Yılın bu zamanlarında moralimizi yükseltecek haberler; İstanbul'un önde gelen konser mekanlarının açıkladıkları yeni sezon konserleri olur. Salon bu anlamda her sezon, programı heyecanla beklenen mekanlardan biri oldu ama bu kış gerçekten enfes isimlerle hepimizi hipnotize etmeyi başardılar. Üstelik bu listeye bir çok yeni isim de eklenmeyi bekliyor!

Salon'un yeni sezon için açıklanan konserlerinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz, ancak aşağıda sıraladığım 5 konseri sakın ola kaçırmayın derim, orada görüşürüz!

1. Battles / 24-25 Eylül

Salon'un açılış konserini Amerikalı deneysel rock grubu Battles yapıyor. "Enerji topları" olarak rahatlıkla tanımlayabileceğimiz trio son olarak geçtiğimiz sene içerisinde La Di Da Di isimli bir albüm yayınladı. Kışa merhaba derken iyi müzik eşliğinde dans etmek için birebir!


2. Jaakko Eino Kalevi / 8 Ekim

1984 doğumlu Finlandi'yalı müzisyen Kalevi'nin lo-fi ritmlerinde salınmak ve kuzeyden gelen tüm havayı içinize çekmek için harika fırsat. Şansımız varsa kar bile yağabilir!


3. The Veils / 19 Kasım

19 Kasım'da Salon bir efsaneyi ağırlıyor desek abartmış olmayız heralde. Kaotik sahne şovlarıyla nam salan Londralı grup, müzik kariyerlerinin 15. yılını kutluyor. Grubun vokali Finn Andrews'i yakın zamanda Twin Peaks'in yeni bölümlerinde de izleme fırsatı yakalayacağız. Yeni albümleri "Total Depravity" i yarın yayınlayacak olan grup Garanti Caz Yeşili sponsorluğunda sahnede olacak.


4. Oh Land / 29-30 Kasım

İstanbul izleyicisinin yakından tanıdığı bir isim Oh Land. Danimarkalı müzisyeni iptal olan Masstival'de dinleyemediği için üzülenler, 2 gecelik Salon performansını kaçırmasınlar. Konserler Garanti Caz Yeşili desteğiyle gerçekleşecek.


5. The Dears / 11 Şubat

Kanadalı efsane indie rock grubu The Dears bir kez daha İstanbul'da. Grubun en eski üyelerinden Natalia Yanchak ile şöyle de bir sohbetimiz olmuştu. Sadece 22 The Death of All The Romance için bile gidilir.







2 Ağustos 2016 Salı

BERLİN'DE BİR VAHA: LOLLAPALOOZA FESTİVAL


Efendim malumunuz, son zamanlarda Türkiye'de iptal olan festivaller ve büyük konserler hepimizin canını ziyadesiyle sıktı. Joan Baez mevzusu yazıldı çizildi. Her şeye rağmen ülkemize gelerek müthiş performanslar sergileyen Joss Stone ve Damien Rice kahraman ilan edildi.

Konu derin, mevzu sıkıntılı. Terör eylemleri sonrasında oldukça yara alan sektör, darbe girişimiyle tamamen dibe vurdu. Dinleyicilerin konserlere ilgisinin azalmasının yanı sıra, yabancı müzisyenleri "ikna" etmek de bir hayli güçleşti. Özetle önümüzdeki günlerde Türkiye'de iyi isimleri izleme şansımız maalesef yok gibi görünüyor.

Müzikseverler için yurt dışı festivaller her zaman yakın mercek altındadır, ama ülkenin bu durumu özelinde sanıyorum yurt dışı festivallere katılım bir miktar daha artacaktır. İşte böyle bir dönemde - İstanbul'da izleme hayallerimizin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğine inandığım- Radiohead gibi bir headliner'ı olan Lollapalooza Festival, bu sene ikinci kez burnumuzun dibine, Berlin'e geliyor.


1991 yılından beri Amerika'da hayat bulan festival; Şile, Brezilya ve Arjantin'den sonra Avrupa'da ilk kez geçtiğimiz sene Berlin'de gerçekleşti. Bu yıl 11-12 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek festivalin tartışmasız en heyecan verici ismi Radiohead. Halen grubu canlı izleme şansı yakalayamayanlar için Lollapalooza Berlin gerçekten iyi bir fırsat. -üstelik Radiohead'in uzun yıllar sonra eski şarkılarını da bu turnede çalmaya başlamasıyla kalp atışlarımız hızlandı. 7 yıl sonra çalınan Creep ve No Surprises ve son olarak 10 yıl aradan sonra çaldıkları Let Down izleyicileri mest etmişti-

2 gün sürecek festivalin diğer isimleri arasında Kings of Leon, New Order, Kaiser Chiefs, Jagwar Ma, Major Lazer, Milky Chance, James Blake, Years & Years, Aurora ve canlı performanslarını fena merak ettiğim The 1975 var, daha ne olsun!

Tüm line-up ve bilet bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz. 

Berlin'de görüşmek üzere.






29 Temmuz 2016 Cuma

"YAPMAK İSTEDİĞİNİZ NE VARSA YAPIN VE HAYATINIZI SEVİN" BALTHAZAR RÖPORTAJI


Müzik kariyerlerinde 10 yılı deviren Belçikalı efsane indie pop/rock grubu Balthazar ile; 17 Temmuz'da gerçekleşmesi planlanan One Love Festival öncesinde yayınlanmak üzere bir röportaj yapmıştık. Sonrasında yaşanan olaylar nedeniyle ülkemizde One Love da dahil birçok festival ve konser iptal oldu maalesef. Röportajı ancak paylaşma fırsatı bulabildim.

Müziğin iyileştirici gücüne inanıyor ve umudumuzu kaybetmiyoruz!


Balthazar 10 yıldan fazla süredir sahnelerde. Müzik endüstrisinde  bu kadar uzun soluklu olmak nasıl bir his?

Uzun süredir müzik endüstrisinin bir parçası olmak harika. Dinleyicilerimiz için müzik yapmaktan ve ve onların önünde çalıyor olabilmekten çok mutluyuz. 10 yıl öncesine göre çok daha fazla grup var ve bu da diğerlerinin arasından sıyrılmayı oldukça güçleştiriyor; tabii bir yandan da daha iyi müzik yapmak için de ilham veriyor.

Dünya çapında bir çok festivalde çaldınız. Sizi en son Sziget sahnesinde izledim, gerçekten harikaydı. Çalmaktan keyif aldığınız favori bir şehir ya da mekan var mı?

En iyi festivaller her zaman sıcak havada gerçekleşen ve yakınlarında yüzebileceğimiz bir yeri olanlardır. Geçen yıl Fransa'nın güneyinde böyle bir fetivalde çaldık, tüm gün nehir kenarında serinledik; kavurucu güneşin altında sahne aldık ve sonrasında tekrar nehirdeydik..

Sahnede canlı çalmayı özellikle sevdiğiniz bir şarkı var mı?

Her şarkının; çaldığımız yere ya da seyirciyle kurduğu bağa göre değişen farklı bir heyecanı var. Sadece setlist'i bile değiştirsek, bir önceki şarkıdan sonra çaldığımız her şarkı yepyeni ve taze bir anlam kazanıyor.

Yakın zaman önce Simıon Caiser, Jinte Deprez ve Maarten Devoldere'in kendi solo projelerine başladıklarını duyurdunuz. Hatta Devoldere'in yeni projesi "Warhaus", yaklaşmakta olan debut albümden "The Good Lie" isimli bir single yayınladı bile. Grup üyelerinin bu yolu tercih etmelerinin arkasında nasıl bir motivasyon var, tüm bu projeler grubun geleceğini nasıl etkileyecek?

Bu albümler üzerinde turdan dönüş yolunda ve hatta bazen turdayken bile çalışıyorduk. Bu nedenle kendi albümlerimizi yayınlama ihtiyacı doğal olarak gelişen bir süreç. Aslında bu; müzisyen olarak yapmak zorunda olduğumuz bir şeydi. Müzik bir planlama değil; yapmanız gereken şeydir. Herkesin kendi kişisel ürünlerini yaratabiliyor olması güzel bir durum; hatta bundan sonra bir araya gelerek dördüncü Balthazar albümü için çalışmak da çok daha eğlenceli olacak.


Son albümünüz "Thin Walls" geçtiğimiz sene yayınlandı, aldığınız yorumlar nasıl?

Herkesin albümü sevdiği hissine sahibiz; tabii diğer taraftan beğenmeyenler bize söylemiyor olabilir :)

Peki yeni Balthazar şarkılarını ne zaman duyabileceğiz?

2017 sonu ya da 2018 başı diyebiliriz.

Belçika müzik sahnesinden  Deus, Hooverphonic, Stromae ve Oscar and the Wolf gibi isimleri biliyoruz. Bize önerebileceğiniz başka isimler olur mu?

Evet sadece 3 harika Belçikalı grup daha var: Noemie Wolfs, Soldier's Heart ve Love Like Birds. Aslında bunlar kız arkadaşlarımzın grupları; harika kızlar harika müzik yapar :)

Sizin bu aralar dinlediğiniz kimler var?

Yeni Last Shadow Puppets albümü, yine harika.

Plaktan dinlemeyi mi yoksa dijital kanalları mı tercih ediyorsunuz?

İkisinin kombinasyonu aslında, tabii aynı anda değil. Biraz rahatlayıp evde bir albüm dinlemek istediğimizde plak; yoldaysak dijital kanalları tercih ediyoruz.

17 Temmuz'da One Love Festival sahnesinde olacaksınız. Daha önce de İstanbul'da çalmıştınız, şehri ve seyirciyi nasıl hatırlıyorsunuz? Türkçe müzik hakkında bildiğiniz bir şey var mı?

Son geldiğimizde çevreyi gezme fırsatımız olmamıştı, umuyoruz ki bu kez olacak. Önceki seferlerde dinleyiciler harikaydı, bu nedenle One Love Festival'de çalmak için sabırsızlanıyoruz. Bildiğimiz tek Türk sanatçı Hadise; ama o da yarı Belçikalı olduğu için sayılmaz sanırım.

Yeni gruplar için verebileceğiniz tavsiye ne olurdu?

En iyi tavsiye "yapmak istediğiniz ne varsa onu yapın ve hayatınızı sevin" olurdu.

Yakın gelecek için planlarınız neler?

Bu yaz bir dolu festivalde çalıyor olacağız!

Aşağıdaki kelimeleri duyduğunuzda aklınıza gelen ilk şey nedir?

Aşk - hayat
Nefret- darth vader
Müzik- hayat
Renk- her hangi bir renk, hiç olmamasından iyidir
Aile - aşk
Evlilik - henüz değil
Yemek: - iyidir
Film - mrs doubtfire
Kitap- the king of cool / will smith byografisi

Çok teşekkürler, eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Hayatınızı sevin!


25 Haziran 2016 Cumartesi

İSTANBUL CAZ FESTİVALİ'NDE KAÇIRMAMANIZ GEREKEN 5 KONSER


23.İstanbul Caz Festivali, Pazartesi günü Damon Albarn & Suriyeli Müzisyenler orkestrası konseri ile açılış yapıyor. 19 senedir Garanti Bankası sponsorluğunda gerçekleşen festivalde; bu sene 200'ün üzerinde yerli ve yabancı müzisyen İstanbul'un değişik mekanlarında konserler verecek.

25 Temmuz'a kadar devam edecek festival; 17 Haziran'da Fenerbahçe Parkı'nda gerçekleşecek "Parklarda Caz" ve Kadıköy, Moda, Yeldeğirmeni bölgesindeki çeşitli mekanlarda hayat bulacak "Gece Gezmesi" konserleri ile bir kez daha anadolu yakasına taşınacak.

Festival programı oldukça zengin, tüm detaylara buradan göz atabilirsiniz. Seçim yapmakta zorlanıyorsanız, işte festivalin kaçırılmaması gereken 5 konseri:

1. Damon Albarn & Suriyeli Müzisyenler Orkestrası / 27 Haziran / Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi


Festivalin açılışını Damon Albarn yapıyor. Geçtiğimiz günlerde Amsterdam'da sahne alan proje bir kez daha beğeni topladı. Dağılan Suriyeli müzisyenler orkestrası ile birlikte sahne alacak Damon Albarn'a; Rachid Taha, Julia Holter ve Türkiye'den Ceza gibi isimler eşlik edecek. Festivalin en renkli konseri olmaya aday bu özel performans kaçmaz.

2. Nile Rodgers & Chic / 28 Haziran / KüçükÇiftlik Park


Nile Rodgers için yaşayan efsane desek yeridir sanırım. David Bowie, Madonna ve Daft Punk'ın popüler olan parçalarında prodüktör olarak yer alan Nile Rodgers ve grubu Chic, yerinizde duramayacağınız bir disko gecesi yaşatmaya hazırlanıyor! Öncesinde, daha evvel Salon'da izlediğimiz, indie rock grubu Unknown Mortal Orchestra sahnede olacak.

3. Kamasi Washington / 14 Temmuz / Beykoz Kundura Fabrikası


Washington, son yıllarda adını sıkça duyurmaya başlayan tenor saksofoncu. Kendrick Lamar, Thundercat gibi isimlerle de çalışan müzisyen; 14 Temmuz'da Beykoz Kundura Fabrikası'nın açık alanında kurulacak sahnede olacak. Öncesinde Kübalı/Fransız ikiz kardeşler Lisa-Kaindé Diaz ve Naomi Diaz'dan mütevellit Ibeyi'yi izleyeceğiz. 

4. Joss Stone / 23 Temmuz / KüçükÇiftlik Park


1987 doğumlu İngiliz müzisyen, İstanbullu dinleyiciler için epey tanıdık bir isim. Soul ve R&B'nin divası; ve hatta 2000'li yılların Aretha Franklin'i olarak anılan sanatçı; 23 Temmuz'da KüçükÇiftlik'te olacak. Öncesinde sıcak blues ritmleriyle Vintage Trouble'ı izleyeceğiz.

5. Allan Harris & Roy Hargrove & Roberta Gambarini / 25 Temmuz / Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi


Canlı performanslarıyla beğeni toplayan ödüllü caz vokali Allan Harris, Grammy ödüllü trompetçi Roy Hargrove ve İtalya'nın en iyi caz vokallerinden Roberta Gambirini aynı sahnede! TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası'nın eşlik edeceği konserle festivalin de sonuna gelmiş olacağız.

Hepinize mutlu festivaller!





14 Haziran 2016 Salı

UKRAYNA'DAN DENEYSEL FOLK: DAKHABRAKHA


Etnik müziğin nev-i şahsına münhasır örneklerini burada tanıtmaktan mutlu oluyorum. İşte Ukraynalı dörtlü DakhaBrakha da bu örneklerden bir tanesi. 

DAKh Center of Contemporary Art'ın bir tiyatro projesi olarak hayata geçen grup; Marko Galanevych, Olena Tsybulska, Iryna Kovalenko ve Nina Garenetska'dan oluşuyor. Grubun ismi eski Ukrayna dilinde "ver/al" anlamına geliyor.



Son olarak 2012 senesinde Хмелева Project adındaki albümlerini yayımlayan deneysel folk grubu DakhaBrakha'yı hayranlık uyandıran KEXP canlı performansları ile izleyelim: