Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

23 Eylül 2016 Cuma

PITCHFORK MUSIC FESTIVAL PARIS


Yazın son günlerini yaşarken, festivallerle dolu bir yılı daha geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Son olarak Lollapalooza Berlin’de festival ruhuna hasıl olurken; şimdi yılın son müzik festivali fırsatı kapımızı çalışıyor: Pitchfork Music Festival Paris.

27-29 Ekim tarihleri arasında; eskiden mezbahane olarak kullanılan “Grande Halle de la Villette”de gerçekleşecek festivalde M.I.A, Moderat, Chet Faker, Bat for Lashes, Dj Shadow, Warpaint, Explosions in the Sky, Suuns ve Acid Arab gibi isimler sahne alacak. Bu sene ilk kez “Pitchfork Avant-Garde” adı verilen blok partilerde ise 25 ve 26 Ekim akşamları 7 kulüpte 40’tan fazla gösteri gerçekleşecek. Red Bull desteğiyle 27 ve 28 Ekim akşamlarında ise Grande Halle’e 5 dk yürüme mesafesinde bulunan Trabendo’da “After Parties” organize edilecek.

3 günlük festival biletlerinin 120 Euro’ya satıldığı etkinlikle ilgili tüm detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Yeni albümü “Heads Up”ı bugün yayınlayan Warpaint’in, bu albümden ikinci single’ı “Whiteout” ile festival hazırlıklarına başlayalım o halde:



17 Eylül 2016 Cumartesi

SAKİN OLUN, SADECE KIŞ GELİYOR


Yaz mevsimini sevenlerdenim, ama soğuklarla da aram hiçbir zaman kötü olmadı. Hatta kış aylarında yorganla yatmanın, sıcak şarap ya da kahve eşliğinde yağan karı izlemenin keyifli olduğuna inanırım. Hayır romantik olduğumdan değil; sadece bazı klişeler zararsızdır. 

Canım haber bültenlerimiz çok yakında kışın gelişi haberlerini, 3. Dünya Savaşı çıkıyormuşçasına bir panik ve korku ile vermeye başlayacaklar.  Ve düşen ilk karla birlikte; yine en çok eğlenenler çocuklar olacak. Tabii. Artık ekranlarda "donsuz geceler" dileyen eğlenceli spikerlerimiz de yok, neşemiz yerinde değil bir süredir. Ne yapalım.

Sakin olun, sadece kış geliyor. Ellerinizi ısıtacak birisi varsa çok şanslısınız, yoksa da eldivenler bu işi görüyor. Cep sobaları da var. Üzülmeyin. Mevsimsel değişimleri abartmayın lütfen. Evet, belki kat kat giyinmek, kalın elbiselerle hareket etmek biraz can sıkıcı olabilir. Ama durum geçici. Sadece dışarda yaşayan hayvanlara ve insanlara daha çok yardım edin.

Sakin olun. Bazı klişeler zararsızdır, o yüzden kışın ilk günlerinde size iyi gelebilecek aşağıdaki şarkılara göz atabilirsiniz. Sevgiyle kalın.

1. Kat Frankie - People

2. Unloved - Guilty of Love

3. Revolver - Parallel Lives

4. Rover - Some Needs

5. New Pharaohs - This Changes Everything





10 Eylül 2016 Cumartesi

AN INTERVIEW: TUJAMO



Hi Matthias, Germany seems to be like a heaven of electro music industry. What are the pros and cons to be in Germany while making music?

Well, for one Germany is my home. I think it feels very comfortable for me to be in an environment I know and where I don’t have to worry about a thing while producing. Also, My agency is in Germany, so whenever I’m producing I’m in touch with my management going over the ideas and sometimes even pitch stuff very fast. For instance, my next single ‚BOOM!’ cam to life in less than 24 hours, after I produced it. Send it to my management, they send it to Spinnin, they loved it, BOOM! - So, the geographical location is perfect for my line of work.

How did you decide to make music, do you remember the first set you prepared? Where was the first public show you performed?

The first time I prepared a set was obviously very exciting. I think if I remember correctly my first show was in a town near my home called Bielefeld. I was so keen on DJing back then, that all I could think about was the music I would play and the
reactions it might get. One thrill followed the other :-)

How did you decide to use the moniker "Tujamo"?

Well, back then I was creating the project with a friend. ‚Tujamo’ were both our names mixed together, so that it got a nice ring to it. We didn’t continue together but he was cool with me using the name.

Its been 5 years from your first single "Mombasa" released. How do you think your music has changed since that time?

I think a lot in my production has changed, although I still produce on the same setup. There have been major changes in the whole plugin industry, which helps on the engineering side of things. And of course I also improved my sound over the years. Altogether, I think my sound got more ‚in your face‘ and it also moved away a bit from what every one else is doing. I love when things are pumping and thump. I don’t need too much going on as long as a groove is there and the whole thing sort of bounces very well. 

Do you listen any other type of music except electronic? If so, whom do you listen?

Oh, yes, so much. I’m always looking for other music since I love to find new and unknown singers and producers. I have so many great singer, which I’d love to produce with, like Joni Fatora, Kyan, Moko, kp, Jess Nolan, B.Miles and so many more. They all have amazing voices.

You've collaborated with artists such Steve Aoki, Sneakbo and Laid-back Luke. Is there any planned new collaborations?

Yup, working on new stuff with Martin Solveig and another track with Diplo, although that’s still a way out.

What do you think about the digitalising era of music? 

It helped the smaller DJs a lot I think but it also generated an impossible to work through load of music, without any chance to proof quality. I mean, I do support young producers but there should always be something like a quality control. Since that has completely fallen away in the last years, it’s sometimes super hard to find the real gems out there.

You've been in Istanbul before, right? What do you remember about Istanbul and Turkish audiences?

Great audience and such a lovely town. Turkey is beautiful and I’m was struck by how the current situation between Germany and Turkey has kind of hardened the interaction between our societies. I hope this all works out well in the end.

You'll be performing at Lollapalooza on the Perry Stage, September 11th. I think it will be an amazing show. What do you think about the festival and What kind of
experience will it be? What kind of set is awaiting for us?

Lollapalooza is a legendary festival and it’s a huge honor to be able to play there. I’ll definitely have some wicked tracks up my sleeve for the people there. Really, can’t wait!

Thanks for your answers; is there anything you want to add?

Thanks for having me! And for all the readers, as you know the DJ Mag Top100 voting is still going (top100djs.com) - All support is well appreciated!






BİR RÖPORTAJ: TUJAMO


(to read this interview in English, click Here)

3 sene önce müzik piyasasına girerek, Steve Aoki gibi isimlerle bir çok hit'e imza atan; tüm dünyada 150'den fazla performans sergileyerek geçtiğimiz sene DJ Mag Top 100 listesine girmeyi başaran ve yarın Berlin Lollapaaloza Festival'inde sahne alacak Tujamo ile sohbet ettik:

Selam Mathias...Almanya'yı elektronik müzik endüstrisinin beşiği olarak biliyoruz. Orada yaşayıp dj olmanın avantaj ve dezavantajları neler?

Her şeyden önce Almanya benim evim. Bildiğim bir çevrede müzik yapmanın ve prodüksiyon aşamasındaki kolaylıkların büyük avantajı var. Çalıştığım şirket de Almanya'da, bu nedenle prodüksiyon aşamasında fikir alış verişleri yaparak hızlıca sonuçlandırabiliyoruz. Mesela yeni single'ım BOOM 24 saatten kısa sürede hazırlandı, prodüksiyondan sonra şirket yönetimine gönderdim, onlar Spinnin'e iletti ve boom! Yani coğrafi durum iş akışım için büyük avantaj!

Müzikle uğraşmaya nasıl karar verdin? Hazırladığın ilk set ve performansını hatırlıyor musun?

İlk setimi hazırladığım zaman kesinlikle çok heyecanlıydı. Yanlış hatırlamıyorsam ilk performansım, evimin yakınlarında Bielefeld adında bir şehirdeydi.  O günden beri DJ'lik konusunda çok istekliyim ve ürettiğim müzik hakkında yapılan yorumları merak ediyorum. Her yeni işte heyecan devam ediyor :)

"Tujamo" adı nereden geliyor?

Eskiden bir arkadaşımla beraber müik projemiz vardı ve isimlerimizden türettiğimiz birşeydi Tujamo. Sonrasında onunla devam etmedik ama ben bu adı beğendiğim için kullanmayı sürdürdüm.

İlk single "Mombasa" yayımlanalı 5 sene oldu. O günden beri müzik anlayışındaneler değişti sence?

Aynı setup üzerinde ilerlesem de, bence prodüksiyon anlayışımda bir çok şey değişti. Aslında işin mühendislik tarafında endüstride köklü değişiklikler oldu. Ve tabii ki yıllar içerisinde soundumu da geliştirdim. Bu anlamda tarzımın diğer dj'lere göre farklılaştığını ve dinleyici ile daha bire bir hale geldiğini düşünüyorum. İnsanlar dans ettiği sürece fazla bir şeye ihtiyaç yok aslında.

Elektronik müzik dışında ilgi duyduğun tarzlar ve isimler var mı?

Tabii ki, her zaman yeni ve bilinmeyen müzikler/prodüktörler peşindeyim. Birlikte çalışmayı sevdiğim harika şarkıcılar arasında Joni Fatora, Kyan, Moko, kp, Jess Nolan, B.Mile gibi isimleri sayabilirim.


Daha önce Steve Aoki, Sneakbo ve Plastic Funk gibi isimlerle birlikte çalıştınız. Önümüzdeki dönemde benzer işbirlikleri olacak mı?

Evet, Martin Solveig'le yeni bir şey üzerinde çalışıyoruz. Bir de Diplo ile yeni bir şarkımız olacak.

Dijitalleşen yeni müzik dünyası hakkında ne düşünüyorsun?

Yeni DJ'lere büyük avantaj sağlıyor ama öte yandan tonlarca müzik var ve kalite maalesef düştü. Demek istediğim, genç prodüktörleri destekliyorum evet ama kalite kontrolünü de elden bırakmamak
gerekiyor. Son yıllarda bu konudan çok uzaklaşıldığı için, yığınla müxik arasında iyisini bulmak da
güçleşti.

Daha önce İstanbul'da da çalmıştınız. Şehir ve dinleyici hakkında ne hatırlıyorsunuz?

Harika bir dinleyici ve muhteşem bir şehir! Türkiye çok güzel bir ülke ancak Almanya ile ilişkili mevcut durumun iki toplumun iç içe geçmesinde zorluklar çıkardığını görmek üzücü, umarım tüm bunlar iyi sonuçlanır.

Yarın Lollapalooza festivalde, Perry Stage'de sahne alacaksınız. Festival hakkında ne düşünüyorsunuz, bizi nasıl bir set bekliyor?

Lollapalooza efsane bir festival ve burada çalıyor olabilmek büyük onur. Dinleyiciler için bazı değişik denemelerim olacak, çalmak için sabırsızlanıyorum!

Cevaplarınız için teşekkürler. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben teşekkür ederim! Bu arada tüm okuyucular için; DJ Mag Top 100 oylamasının hala devam ettiğini hatırlatayım, http://top100djs.com/ adresinden oy vererek destek olursanız çok sevinirim!












25 Ağustos 2016 Perşembe

SALON İKSV'DE YENİ SEZONDA KAÇIRILMAMASI GEREKEN 5 KONSER


Efendim, bir yaz mevsimini daha geride bırakmak üzereyiz..Yılın bu zamanlarında moralimizi yükseltecek haberler; İstanbul'un önde gelen konser mekanlarının açıkladıkları yeni sezon konserleri olur. Salon bu anlamda her sezon, programı heyecanla beklenen mekanlardan biri oldu ama bu kış gerçekten enfes isimlerle hepimizi hipnotize etmeyi başardılar. Üstelik bu listeye bir çok yeni isim de eklenmeyi bekliyor!

Salon'un yeni sezon için açıklanan konserlerinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz, ancak aşağıda sıraladığım 5 konseri sakın ola kaçırmayın derim, orada görüşürüz!

1. Battles / 24-25 Eylül

Salon'un açılış konserini Amerikalı deneysel rock grubu Battles yapıyor. "Enerji topları" olarak rahatlıkla tanımlayabileceğimiz trio son olarak geçtiğimiz sene içerisinde La Di Da Di isimli bir albüm yayınladı. Kışa merhaba derken iyi müzik eşliğinde dans etmek için birebir!


2. Jaakko Eino Kalevi / 8 Ekim

1984 doğumlu Finlandi'yalı müzisyen Kalevi'nin lo-fi ritmlerinde salınmak ve kuzeyden gelen tüm havayı içinize çekmek için harika fırsat. Şansımız varsa kar bile yağabilir!


3. The Veils / 19 Kasım

19 Kasım'da Salon bir efsaneyi ağırlıyor desek abartmış olmayız heralde. Kaotik sahne şovlarıyla nam salan Londralı grup, müzik kariyerlerinin 15. yılını kutluyor. Grubun vokali Finn Andrews'i yakın zamanda Twin Peaks'in yeni bölümlerinde de izleme fırsatı yakalayacağız. Yeni albümleri "Total Depravity" i yarın yayınlayacak olan grup Garanti Caz Yeşili sponsorluğunda sahnede olacak.


4. Oh Land / 29-30 Kasım

İstanbul izleyicisinin yakından tanıdığı bir isim Oh Land. Danimarkalı müzisyeni iptal olan Masstival'de dinleyemediği için üzülenler, 2 gecelik Salon performansını kaçırmasınlar. Konserler Garanti Caz Yeşili desteğiyle gerçekleşecek.


5. The Dears / 11 Şubat

Kanadalı efsane indie rock grubu The Dears bir kez daha İstanbul'da. Grubun en eski üyelerinden Natalia Yanchak ile şöyle de bir sohbetimiz olmuştu. Sadece 22 The Death of All The Romance için bile gidilir.